Eki
30
2009
0

Tekneden Atlıyorken.. (:

Bu yaz marmariste tatil yaptığımı çevremdekiler az çok bilir.. Ama tatilimin ilk haftasını tek başıma geçirdiğimi çoğu kişi bilmez.. 1 hafta yalnız başıma kaldım ikinci hafta erdal gelmişti yanıma.. Bu, tek başıma olduğum günlerden kalan bir video.. O gün tekne turuna katılmıştım.. Sabah 9dan akşam üzeri 4e kadar süren ve tüm muğla koyunu gezdirdikleri bir yolculuk bu.. Kaptanımız tekne turunda yüzme molası vermişti.. Bi’kaç gösteriş meraklısı fransız turist teknenin ikinci katına çıkıp atlıyorlardı kızlara hava olsun diye :D Dedim benim neyim eksik onlardan, bende çıkar atlarım :D Bir hışımla çıktım ama kenara geldiğimde bir korku bir heyecan sardı beni :P Atlamaktan vazgeçeyim diye düşünürken arkamda sıra bekleyen fransız çocuklar ve izleyen ingiliz kızları kendi aralarından bi’şeyler söyleyip gülüştüler.. Bende dalga geçtiklerini sanıp “ulan elin yabancısına rezil olursak iş kötü” dedim ve atladım :D Havada asılı kaldığınız an insana çok tuhaf geliyor.. Yer çekimini tam anlamıyla hissetmek ve vücudunuzdaki kanın hızla beyne doğru harekete geçmesi insanda bağımlılık yapıyor, sanırım bunu 5. ya da 6. atlayışımda anlayabilmiştim :P Tabi birde bunun tuz oranı yeterince yüksek suya temas ettiğiniz andan sonraki kısmı var ki aman aman bir durum yani.. Burnunu iyi kapatamayanların o yoğun tuzu nasıl hissettiklerini bende tecrübe etmedim değil :) Ama en güzeli ilk atlayıştan sonra yaşlı turistlerin(gençler değil :p) beni alkışlamasıydı :D (sanırım bu videodaki 4. atlayışım o yüzden alkış falan yok).. Ve teknede kaptan ve mürettebat dışında Türk olmadığı için bu videoyu da ingiliz bir kıza rica edip çektirmiştim.. Aslında güzel kızdı ama Allah sahibine bağışlasın :P

Süleyman Erdem bu yazıyı 30 Ekim 2009 Cuma günü, saat 12:22'de yazmış.
Eki
26
2009
0

Geçmişin İzleri..

Az önce kendi yazdığım Anladım Şiiri‘ni okuyordum da.. Yalnızca bi’kaç saniye eskilerde buldum kendimi.. Öyle şeyler geçti ki gözlerimin önünden içimde bir fırtına koptu sanki.. Hatıralar, yaşanmışlıklar, sadakat, aşk ve ihanet.. Yaşadığım acıyı parmaklarımın ucunda hissettim bir an.. Geçmişte boğazıma takılan ama bir türlü yutkunamadığım ihanet, nefes almamı zorlaştırıyordu sanki.. Aylar önce içime akan gözyaşlarım taşmak üzereydi, bunu biliyordum.. Hemen kapadım sayfayı.. Ağlamaktan korktum belki.. Belki de geçmiş hiç bu kadar acı vermemişti.. Terleyen avuçlarımdan akan damlaların ıslattığı eski bir kağıt parçasına yazıyorum bunları, henüz sarhoşluğu dinmemiş kalbimin şerefine.. Geçmişe ve onun benden aldıklarına..

Süleyman Erdem bu yazıyı 26 Ekim 2009 Pazartesi günü, saat 16:32'de yazmış.
Eki
24
2009
0

Domuz Gribi from Bayraktar!

Domuz dedik grip dedik sonunda burnumuzun dibine kadar getirdik.. Bugün duyduğum bi habere göre Gaziantep’te aralarında benim mezun olduğum Bayraktar Lisesi de dahil olmak üzere 6 okul tatil edilmiş.. Şaşırdım başta ama işin ciddiyetini düşündükçe korkmadım da değil.. Çünkü baştaki umursamazlığın yerini ‘ulan domuz gribinin antepte ne işi var..:s?’ nidaları çoktan aldı bile.. Sadece burada değil memleketin birçok yerinde okul kapatmalar karantinaya almalar falan geniş yankı buldu.. Soğukta daha çok yayılan virüsün nezle gibi belirtileri varmış.. Artık evden işimize giderken bile daha temkinli olmanın zamanı geldi sanırım.. Şu yan etkisi olmayan(!) aşıyı üretselerdi içimiz rahatlardı bir nebze.. Siz siz olun bu aralar kimseyle Türk usulü öpüşmeyin.. Maazallah sonra etinden kaçarken gribine yakalanmayalım..

Süleyman Erdem bu yazıyı 24 Ekim 2009 Cumartesi günü, saat 0:04'de yazmış.

Bi 10 sene sonra elindeki kahveyi boğaza naazır evinin, oturması en zevkli köşesinden, geçen gemileri izlerken yudumlayan 30 yaşında genç bir mühendis & müzisyen karışımı görüntüsü hayaliyle bu gereksiz site altı yazısını yazıyorum.Tema için TheBuckmaker.com'a teşekkür ederken ara sıra siteye girip "yine ne yazdı acaba bu çocuk?" düşüncesiyle beni okuyanlara selam olsun.
2009-2011 © SuleymanErdem.Com | BirMüzisyen